Şeker türü barı seçmek, görünüşte basit görünse de aslında beslensel değer, tat profili ve raf ömrü gibi birçok faktörü bir arada değerlendirmeyi gerektirir. Evde atıştırmalık yapan birisi olarak kendi barlarınızı hazırlamadan önce, pazar da mevcut seçenekleri analiz etmek stratejik bir adımdır. Bu, hem maliyetinizi optimize etmenize hem de daha iyi bir final ürün elde etmenize yardımcı olur.
Modern şeker türü barlarında kullanılan şekerler oldukça çeşitlidir ve her birinin farklı fiziksel özellikleri ile beslensel profili vardır. Refiné şeker (beyaz ve kahverengi şeker), en hızlı tatlılık sağlayan ancak kan şekeri seviyesini en çok etkileyen seçenektir. Glisemik indeks açısından değerlendirildiğinde, rafine şeker 65 civarında bir değere sahiptir ve hızlı enerji sağlar ama kısa süreli bir tatmin hissi yaratır.
Fruktoz bazlı şekerler (yüksek fruktozlu mısır şurubu, agave nektarı) daha düşük glisemik indekse sahiptir—agave için bu değer yaklaşık 15-20 aralığındadır—ancak kalori yoğunluğu benzerdir. Bal ve hindistan cevizi şekeri ise 35-45 aralığında bir glisemik indekse sahip olup, aynı zamanda mikro mineraller içerir. Kendi barlarınızı yaparken bu karşılaştırmaları dikkate almak, tat ve sağlık dengesi kurmanıza yardımcı olur.
Şeker türü barın tekstürü, kullanılan bağlayıcı maddenin türü ve oranına doğrudan bağlıdır. Örneğin, eritilmiş şeker ve yağ kombinasyonu sert bir struktur oluştururken, şeker + pratik yağ (fındık ezmesi, fıstık ezmesi) daha yumuşak bir kıvam sağlar. Eğer satın aldığınız barlar incelenirse, çoğunlukla lesitin (bir emülgatör) ve glikosidlerin (nem tutucular) bulunduğunu göreceksiniz.
Yapıştırıcı görevi gören maddeler kritik bir rol oynar. Gliserol ve sorbitol gibi şeker alkolleri nem tutarak barın nem içeriğini dengeler ve raf ömrünü uzatır. Evde bar yapımında bu özellikleri taklit etmek istiyorsanız, yağ oranını dikkatle ayarlamanız ve mümkünse bazı emülgatörler (örneğin soya lesitin) kullanmanız gerekir. Uygun kıvam olmayan bir bar, ya çok kırılgan hale gelir ya da aşırı yapışkan kalır.